Çikolata ve şekerleme üretimi, modern gıda mühendisliğinin termodinamik açıdan en hassas süreçlerinden biridir. Kakao yağının kristal yapısı, şekerin yüzey aktivitesi ve enrobed ürünlerin parlaklığı, tüm bunlar birkaç derece sıcaklık ve birkaç gram nem farkıyla bozulabilen kırılgan dengeler üzerine kuruludur. Bu hassas dengeyi koruyan üretim aşamalarının başında soğutma tünelleri gelir; çünkü temperleme sonrası kakao yağındaki Beta-V kristal formu burada sabitlenir, draje yüzeyleri burada parlaklığını kazanır ve enrobed çikolatalar burada paketlemeye hazır hale gelir. Ancak çoğu üretici farkında olmasa da bu kritik bölgenin başarısı, soğutma kapasitesi kadar (hatta zaman zaman daha fazla) hava nem yönetimine bağlıdır.
Soğutma tünelinin girişinde sıcak ürün ile soğuk hava karşılaşır; eğer hava içeriğindeki mutlak nem (g/kg kuru hava cinsinden), ürün yüzeyinin çiy noktasının üzerindeyse, çikolata yüzeyi anında bir kondenzasyon yüzeyine dönüşür. Bu birkaç saniye süren yoğuşma, gözle görülmeyecek kadar ince bir su katmanı oluşturur; ancak görsel sonuçları kalıcıdır: yüzey matlaşır, parlaklık kaybolur, gri-beyaz çiçeklenme (sugar bloom) başlar ve ürün ya satış değerinden düşer ya da tamamen fireye ayrılır. Bu makale, soğutma tünellerinde nem alma mühendisliğini (psikrometrik temellerden enrobed çikolata vaka çalışmasına, silikajel rotorlu desikant sistemlerin doğru seçim ve entegrasyon mantığından NKT) Nem Kontrol Teknolojileri tarafından sahaya uygulanan teknik çözümlere kadar, kapsamlı bir mühendislik perspektifiyle ele almaktadır.
Çikolata yüzeyinde görülen beyaz, gri veya mat görünüm, sektörde bloom (çiçeklenme) olarak adlandırılan kalite kusurudur. Tüketici bu görüntüyü genellikle "bayatlama" olarak yorumlar; oysa bloom mikrobiyolojik bir sorun değil, tamamen fizikokimyasal bir yüzey olayıdır. Akademik literatürde iki ana bloom mekanizması tanımlanmıştır ve her ikisinin de soğutma tüneli aşamasıyla doğrudan ilişkisi vardır.
Şeker bloom'u, çikolata yüzeyindeki şeker kristallerinin (sukroz) yüzey nemiyle temas etmesi sonucu oluşur. Mekanizma adım adım şöyle ilerler: yüksek bağıl nemli ortamda veya soğutma tüneli girişinde yoğuşma sonucunda çikolata yüzeyine ince bir su filmi çöker; bu su filminde yüzeydeki şeker kristalleri çözünür ve doymuş bir şeker çözeltisi oluşur; ardından su buharlaşıp uzaklaştığında çözünmüş şeker, ilk haliyle değil çok daha büyük ve düzensiz kristaller halinde yeniden kristalleşir. Bu yeni kristaller ışığı dağıtarak çikolata yüzeyini matlaştırır ve karakteristik beyaz tabakayı oluşturur. Tat değişmeyebilir, ancak görsel kabul edilebilirlik tamamen kaybolur.
Şeker bloom'unun kritik tetikleyicisi tünel girişindeki çiy noktası farkıdır. Sıcak ürün (örneğin enrobed çikolata ~28-30°C) ile soğuk tünel havası (~0-10°C) karşılaştığında, eğer tünel havasının çiy noktası ürün yüzey sıcaklığının üzerindeyse yoğuşma kaçınılmazdır. Bu nedenle akademik kaynaklar ve sahadaki en iyi uygulamalar, soğutma tüneli giriş bölgesinde maksimum %50 RH ve hedef olarak %35-45 RH değerlerini önermektedir. Bu seviyelerde tünel havasının çiy noktası yeterince düşük tutularak ürün yüzeyinde yoğuşma fiziksel olarak imkânsız hale getirilir.
Yağ bloom'u, kakao yağı kristal yapısının kararsızlaşmasından kaynaklanır. Kakao yağı altı farklı kristal formu (Form I-VI) gösterir; çikolatanın parlak, sert ve kırılgan dokusu yalnızca Form V (Beta-V) kristalleri sayesinde elde edilir. Temperleme prosesi, çikolata kütlesinde maksimum Form V çekirdeği oluşturmayı hedefler. Soğutma tüneli ise bu yapıyı sabitlemek için kritik aşamadır.
Tünel içinde ürün yüzey sıcaklığı çok ani düşerse veya tünel boyunca sıcaklık dalgalanması yaşanırsa, kakao yağı Form IV gibi kararsız bir polimorfa kayar; zaman içinde bu kararsız form daha düşük enerjili Form VI'ya dönüşür ve dönüşüm sırasında sıvı yağ yüzeye göç ederek beyaz, yağlı bir tabaka oluşturur. Yağ bloom'u şeker bloom'undan farklı olarak nemin doğrudan değil dolaylı etkisidir: tünel içindeki nem dalgalanması, evaporatörlerde defrost ihtiyacını artırır, sıcaklık homojenliğini bozar ve yağ bloom riskini yükseltir.
Bloom yalnızca tablet ve enrobed çikolatalara özgü değildir. Draje (panned) ürünler, sert şeker (akide, drops), karamel, jelibon ve fondan dolgulu şekerlemeler de yüzey nemine son derece hassastır. Draje üretiminde şeker kaplamanın parlaklık katmanı (polishing) yalnızca %30-40 RH ve 18-22°C ortamında stabil kalır; yüksek nem yüzey kristalleşmesini ve şurup şişmesini başlatır. Sert şekerlerde yüzey nemine maruziyet hızlı bir cold flow (akma) ve yapışkanlaşma yaratır; bu ürünlerin ambalajına direkt yapışmasına ve raf ömrünün kaybına yol açar. Bu nedenle şekerleme tesislerinde soğutma tünelinden çıkış sonrası bekleme bölgesi ve paketleme öncesi tampon bölge de aynı nem disiplini ile yönetilmelidir.
Endüstriyel soğutma tünelleri ürün tipine, kapasite gereksinimine ve hat geometrisine göre farklı konfigürasyonlarda inşa edilir. Nem alma stratejisi tasarlanırken tünel tipine özgü hava akış paterni, açıklık geometrisi ve evaporatör konumu mutlaka analiz edilmelidir. Üç ana tip pratik öneme sahiptir.
Lineer tüneller, konveyörün düz bir hat boyunca tünel içinden geçtiği en yaygın konfigürasyondur. Enrobed çikolata hatları, tabletleme sonrası soğutma, draje parlatma sonrası kuruma için tercih edilirler. Tipik uzunlukları 10-50 metre arasındadır; kapasite ihtiyacına göre 80 metreyi aşan örnekleri de mevcuttur. Tünel içinde 2-4 evaporatör grubu konveyör boyunca yerleştirilir ve hava akışı genelde "counter-flow" (ürün hareketinin tersi) yönündedir; bu sayede tünel çıkışına yaklaşan ürün en soğuk hava ile karşılaşır ve son sıcaklık hedefi güvence altına alınır.
Lineer tünellerin nem kontrol perspektifindeki avantajı, hava akış paterninin tahmin edilebilir ve homojen olmasıdır; dezavantajı ise iki uçta da ürün giriş/çıkış açıklığının bulunması ve infiltrasyon yükünün iki katına çıkmasıdır. Çikolata için tipik tünel iç sıcaklığı 0-10°C, hedef bağıl nem ise %40-50 olarak belirlenir.
Spiral tüneller, sınırlı zemin alanında yüksek tutma süresi sağlamak için tasarlanmıştır. Konveyör dikey eksende helezon biçiminde sarılır; ürün yukarı veya aşağı doğru spiral hareketle ilerlerken hava akımı tüm yüzeyleri kapsayacak şekilde dolaşır. 30 ile 60 dakikalık soğutma süreleri gerektiren ürünler (özellikle yüksek yağ içerikli enrobed çikolatalar ve dolgulu pralineler) için ideal tercihtir. Spiral tünellerde tek bir giriş ve tek bir çıkış açıklığı bulunduğundan, hava sızdırmazlık yönetimi lineer tünellere kıyasla daha kolaydır; ancak iç hacim çok daha büyüktür ve evaporatör defrost stratejisi daha karmaşıktır.
Küçük ölçekli üretim ve özel ürünler (artisan praline, sezonluk paket çikolata, özel parti üretim) için kapalı hücre tipi soğutma odaları kullanılır. Bu sistemler tünelden farklı olarak sürekli akış sağlamaz; tepsiler yerleştirilir, kapı kapatılır ve belirli bir süre soğutma yapılır. Nem perspektifinden bu sistemler en kolay kontrol edilebilir konfigürasyondur çünkü kapı açılışları dışında atmosferik hava karışımı yoktur; ancak kapı açılışları sırasında bir defada yoğun bir nem yükü girer ve sistem buna hızla cevap vermek zorundadır.
| Ürün Grubu | Tünel Tipi | İç Sıcaklık (°C) | Hedef Bağıl Nem (%) | Çiy Noktası Hedefi (°C) | Nem Riski |
|---|---|---|---|---|---|
| Enrobed çikolata | Spiral / Lineer | 8 – 14 | 40 – 50 | 0 – 4 | Çok Yüksek |
| Tablet & moulded çikolata | Lineer | 10 – 16 | 40 – 50 | 2 – 6 | Yüksek |
| Draje (panned) | Hücre / Lineer | 15 – 22 | 30 – 45 | 3 – 8 | Yüksek |
| Karamel & sert şeker | Lineer | 10 – 16 | 40 – 55 | 2 – 7 | Yüksek |
| Pralin & dolgulu | Spiral | 8 – 12 | 40 – 50 | 0 – 3 | Çok Yüksek |
| Likoris (liquorice) | Lineer / Tünel | 15 – 20 | 35 – 45 | 3 – 7 | Yüksek |
| Bisküvi/kek soğutma | Lineer | 18 – 24 | 50 – 60 | 10 – 15 | Orta |
Soğutma tüneli girişinde yoğuşma sorunu, basit bir gözlem üzerine kuruludur: her yüzey, kendi çiy noktasının altına soğutulduğunda hava içindeki su buharını kondense eder. Sıcak ürün (örneğin 28°C, enrobed çikolata yüzeyi) tünel girişine ulaştığında, çevresindeki hava aniden 0-10°C'lik soğuk akıma karşılaşır; eğer bu soğuk hava içindeki mutlak nem, ürün yüzey sıcaklığının altındaki bir çiy noktasına karşılık geliyorsa hiçbir şey olmaz. Ancak hava içeriği yetersiz kurutulmuşsa, çikolata yüzeyi havanın çiy noktasının altında kaldığı için yüzeyde anında nem yoğuşması başlar.
Bu süreç birkaç fizik kuralı ile yönetilir. Birincisi doyma basıncı eğrisi: hava, sıcaklığa bağlı olarak belirli bir maksimum su buharı tutabilir; sıcaklık düştükçe bu kapasite üstel olarak azalır. 30°C'de hava kg başına ~27 g su tutabilirken, 14°C'de yalnızca ~10 g tutabilir. İkincisi mutlak nem korunumu: bir hacim hava soğutulduğunda mutlak nem içeriği değişmez, sadece bağıl nem yükselir. 30°C %60 RH (16 g/kg) hava 14°C'ye soğutulduğunda, 16 g/kg değişmez ama bağıl nem artık %100'ün üzerine çıkar ve fark yoğuşma olarak yüzeye düşer. Üçüncüsü yerel sınır tabaka davranışı: ürün yüzeyi ile hava arasında ince bir sınır tabaka oluşur ve bu tabakada nem yoğuşması mikroskobik bir su filmi şeklinde gerçekleşir.
Pratik mühendislikte bu eşitsizliğin tersine çevrilmesi gerekir: tünel havasının mutlak nemi (w_hava), ürün yüzey sıcaklığındaki doyma neminden (w_doyma) düşük olmalıdır. Bu güvenlik marjı genellikle 3-5 g/kg olarak alınır; örneğin enrobed çikolata için yüzey sıcaklığı 12°C iken w_doyma ≈ 8.7 g/kg'dır ve tünel havası en fazla 4-5 g/kg mutlak nem içermelidir. Bu da yaklaşık 4°C çiy noktasına karşılık gelir.
Tünel girişi ve çıkışındaki konveyör açıklıkları, dış havanın tünel içine sızdığı başlıca yoludur. Bu sızma (infiltrasyon) modern tesislerde toplam nem yükünün %40-70'ini oluşturabilir. İnfiltrasyon yükü açıklık alanı, iç-dış mutlak nem farkı, hava yoğunluğu ve konveyör hızına bağlı sürüklenme hızı ile orantılıdır.
Burada A açıklık alanı (m²), v efektif hava hızı (m/s, tipik olarak 0.2-0.5), ρ hava yoğunluğu (≈1.2 kg/m³), w mutlak nem (g/kg) ve sonuç g/saat cinsinden infiltrasyon nem yüküdür. Örnek bir hesap için dış koşul 30°C ve %70 RH (≈19 g/kg), tünel içi 12°C ve %45 RH (≈4 g/kg), açıklık 0.5 m², v 0.3 m/s alındığında infiltrasyon ≈ 9.700 g/saat ≈ 233 L/gün/açıklık bulunur. Tek bir tünel giriş açıklığı, günde yaklaşık 230 litre suya eşdeğer nem yükü taşır.
Soğutma tünelinde nem kontrolünün başarısı, doğru çiy noktası hedefinin belirlenmesinden başlar. Çiy noktası, havanın soğutulduğunda yoğuşmanın başladığı sıcaklıktır ve mutlak nemin doğrudan göstergesidir. Bağıl nem (RH) tek başına yanıltıcı olabilir çünkü sıcaklığa bağlıdır; aynı %50 RH yazın 30°C'de 16 g/kg, kışın 10°C'de 4 g/kg mutlak nem anlamına gelir. Tünel mühendisliğinde çiy noktası kullanmak (bağıl nem yerine) daha güvenli bir referanstır.
Temel kural şöyledir: tünel iç havasının çiy noktası, ürünün soğutma tüneli içinde göreceği en düşük yüzey sıcaklığının altında kalmalıdır. Bu kural en az 3°C güvenlik payı ile uygulanır. Pratik değerler:
Türkiye'nin ve diğer ılıman iklim bölgelerinin tipik nem yüküne bakıldığında ciddi mevsimsel dalgalanma görülür. Akdeniz ve Marmara kıyılarında yaz aylarında dış hava 32°C ve %75 RH değerlerine ulaşır (mutlak nem ~22 g/kg); kış aylarında ise 8°C ve %60 RH (~3.5 g/kg). Bu fark, infiltrasyon yükünün yazın kışa göre 6-7 kat daha yüksek olduğu anlamına gelir. Sistem tasarımı en kötü senaryoya (yaz pik koşulu) göre boyutlandırılmalı, kontrol stratejisi ise her iki uçta da verimli çalışacak şekilde kurgulanmalıdır.
Çikolata ve şekerleme soğutma tünellerinde tek geçerli endüstriyel nem alma teknolojisi silikajel rotorlu (desikant/adsorpsiyon) nem alma cihazıdır. Yoğuşmalı tip cihazların pratik alt sınırı +5°C ile +12°C çiy noktası aralığındadır; bu pencere soğutma tünelinde sugar bloom ve fat bloom riskini önlemek için yetersizdir. Tünel girişinde hedeflenen 0°C ve altı çiy noktasına yalnızca silikajel rotorlu sistemler güvenle ulaşır.
Silikajel rotorlu nem alma cihazlarında nemli hava, silikajel veya moleküler elek ile kaplanmış kanalcıklı (fluted) bir rotor yapısından geçirilir. Rotor sürekli döner; bir yarısı proses havasından nem adsorplarken, diğer yarısı 120-150°C sıcak rejenerasyon havası ile temizlenir. Bu teknoloji, ulaşabileceği çiy noktası açısından eşsizdir: standart konfigürasyonda -40°C, çok aşamalı tasarımlarda -60°C ve altı çiy noktasına inebilir. Soğutma tüneli uygulamalarında bu kadar düşük değere genellikle ihtiyaç olmaz; ancak enrobed çikolata, pralin ve dolgulu ürünlerin tünel girişinde 0°C civarı çiy noktası hedeflerine silikajel rotorlu sistemler güvenle erişebilir, oysa yoğuşmalı tip cihazlar bu seviyenin altına inemez.
Silikajel rotorlu nem alma cihazının avantajları: çok düşük çiy noktasına inebilme, sıfır altı sıcaklıklarda da verim koruma, evaporatör buz tutma problemi olmaması, hassas çiy noktası kontrolü. Sınırlamaları: yüksek yatırım maliyeti, rejenerasyon için sıcak hava (elektrik/buhar/gaz) gereksinimi, kompakt değil, daha büyük zemin alanı isteği.
Yaz aylarında dış havanın yüksek mutlak nemi taşıdığı sahil tesislerinde ve sezonsal nem dalgalanmasının geniş olduğu bölgelerde, tek başına silikajel rotor sisteminin rejenerasyon enerjisi belirgin biçimde artar. Bu tip durumlarda ön soğutma + silikajel rotor kombinasyonlu hibrid çözüm devreye alınır: DX veya soğuk sulu batarya ile hava önce yoğuşma sınırına yakın bir noktaya soğutulur, ardından silikajel rotor hedef çiy noktasını sağlar. Aşağıdaki ünite tek gövdede iki teknolojiyi entegre eder ve toplam enerji tüketimini %25–35 düşürür.
Doğru cihaz seçimi tek başına yeterli değildir; cihazın tünelle entegrasyonu, hava dağıtımı ve operasyonel disiplinler nihai başarıyı belirler. Sahada toplanmış veriler, "iyi seçilmiş ama kötü entegre edilmiş" sistemlerin "ortalama seçilmiş ama doğru entegre edilmiş" sistemlerden daha düşük performans gösterdiğini ortaya koymaktadır.
Soğutma tünelinin dış ortama göre 5-20 Pa pozitif basınçta tutulması, tünelden dışarıya hava akışı sağlayarak infiltrasyonu engeller. Nem alıcıdan beslenen kuru hava tünelin başına veya orta noktasına verilir; bu hava, açıklıklardan ve sızıntı noktalarından dışarı çıkarak nemli ortam havasının tünele girmesini fiziksel olarak engeller. Pozitif basınç dengesi düzenli ölçüm gerektirir; aşırı pozitif basınç enerji israfına ve kapı/conta zorlanmasına yol açar.
Soğutma tüneli ile genel üretim alanı arasına eklenen tampon bölge (giriş vestibülü), nem geçişini iki kademeli hale getirir. Üretim alanı genelde 22°C %50-60 RH koşullarındayken tünel içi 12°C %45 RH'tedir. Tampon bölge bu iki ortamı 18°C %45 RH ile köprüler ve geçiş şokunu yumuşatır. Tampon bölgenin kendi nem alma sistemi olmalıdır; küçük kapasiteli bir silikajel rotorlu ünite (örn. ADS 150-300) bu görevi üstlenir. Bu yaklaşım, ana tünel nem alma sisteminin yükünü %20-40 azaltır.
Tünel içine beslenen kuru hava, üretim odası havasını dilüsyon (seyreltme) prensibi ile değiştirir. Etkili bir dağıtım için tek nokta üfleme yerine perfore kanal veya plenum üzerinden çoklu nokta dağıtımı yapılmalıdır. Hava değişim hızı çikolata tünelleri için minimum 10-15 ACH, enrobed hatlarında 20-30 ACH önerilir. Hava akışı, ürün hareket yönüne ters (counter-flow) olmalı; en kuru hava tünel girişine en yakın bölgede ürünle buluşmalıdır.
Tünel giriş/çıkış açıklıkları en büyük infiltrasyon kaynağıdır. Bu açıklıkları minimize etmek için: PVC strip perde (hızlı kapanan plastik şeritler) konveyörün tam üst boyutunda yerleştirilir; air curtain (hava perdesi) ile pozitif basınç birlikte uygulanır; ürün giriş yüksekliği minimum yapılır. Tünel servis kapıları "interlock" yapılmalı, bir kapı açıkken diğeri kilitli kalmalı. Bu disiplin günlük 50-100 litre tahmini infiltrasyon nemini önler.
Gıda üretim ortamı için filtrasyon iki amaca hizmet eder: birincisi, ürün üzerine toz ve partikül düşmesini engeller; ikincisi, nem alma cihazı rotorunu/serpantinini kontaminasyona karşı korur. Standart filtrasyon hattı G4 ön filtre + F7 ince filtre + F9 son filtre olarak yapılandırılır. Hassas hatlarda H13 HEPA filtre ilavesi gerekebilir. Filtre değişim aralığı diferansiyel basınç ile izlenmeli; eşik aşıldığında otomatik uyarı vermelidir.
Aşağıda sahaya uygulanmış bir enrobed çikolata soğutma tüneli projesi, gerçek mühendislik parametreleriyle özetlenmiştir. Müşteri, Ege bölgesinde yıllık 4.000 ton üretim kapasitesine sahip bir çikolata fabrikasıdır. Mevcut tünelde yaz aylarında %12-15 oranında sugar bloom kaynaklı fire yaşanmakta ve müşteri şikayetleri artmaktadır. NKT mühendislik ekibi, sahada psikrometrik ölçüm ve nem yükü analizi yaparak sistem önerisi hazırlamıştır.
| Parametre | Mevcut Değer | Hedef Değer | Açıklama |
|---|---|---|---|
| Tünel uzunluğu | 32 m | 32 m (değişmeyecek) | Lineer, 3 zonlu |
| Konveyör genişliği | 1.0 m | 1.0 m | Standart enrobed kemer |
| Konveyör hızı | 3.5 m/dk | 3.5 m/dk | 9 dakika tutma süresi |
| Tünel iç sıcaklık | 14°C → 8°C | 14°C → 8°C | 3 zonlu kademeli soğutma |
| Tünel içi bağıl nem (yaz) | %72 RH | %45 RH | Kritik iyileştirme noktası |
| Tünel içi çiy noktası | +9°C | +2°C | Ürün yüzey 8°C, yoğuşma kaçınılmaz |
| Açıklık boyutu (giriş+çıkış) | 2 × 0.4 m² | 2 × 0.4 m² + PVC perde | PVC strip ilavesi |
| Yaz pik bloom firesi | %12-15 | < %1 | Hedef performans |
Yaz pik koşulu (dış hava 32°C, %75 RH; mutlak nem ~22 g/kg) için tünel toplam nem yükü:
NKT mühendislik ekibinin önerisi şu üç katmanlı sistem yapısıdır:
| KPI | Önce | Sonra | İyileşme |
|---|---|---|---|
| Tünel girişi çiy noktası (yaz) | +9°C | +1.5°C | −7.5°C |
| Tünel içi bağıl nem (yaz) | %72 | %44 | −28 puan |
| Sugar bloom fire oranı | %13.5 (yaz pik) | %0.6 | −12.9 puan |
| Müşteri iade oranı | %2.8 | %0.3 | −2.5 puan |
| Aylık ek üretim değeri | — | ~38 ton | Geri kazanım |
| Sistem geri ödeme süresi | — | ~14 ay | Yatırım amortismanı |
Soğutma tüneli + nem alma cihazı kombinasyonu, modern bir gıda üretim tesisinin en yüksek enerji tüketen sistemlerinden biridir. Toplam tesis enerji tüketiminin %20-35'i bu sistemlerden kaynaklanır. Doğru tasarım kararları ve disiplinli operasyon ile bu pay önemli ölçüde düşürülebilir.
| Sıklık | İşlem | Amaç |
|---|---|---|
| Günlük | Drenaj hattı kontrolü, çiy noktası ölçümü, basınç farkı izleme | Tıkanma erken tespiti, sapma izleme |
| Haftalık | Tünel iç temizliği, drenaj sifonu yıkama, kapı/perde mekanik kontrol | Hijyen, conta bütünlüğü |
| Aylık | Ön filtre değişimi (G4/F7), evaporatör serpantin temizliği | Hava debisi koruma, ısı transfer verimi |
| 3 Aylık | İnce filtre değişimi (F9), rotor sızdırmazlık conta kontrolü, kalibrasyon | Çiy noktası doğruluğu, performans koruma |
| 6 Aylık | Kompresör fonksiyon testi, rejenerasyon ısıtıcı temizliği, kapsamlı sistem analizi | Mekanik sağlık, enerji verimliliği |
| Yıllık | Tam CIP temizliği, kanal biyofilm testi, rotor performans testi, sızdırmazlık testi | Gıda hijyen sertifikasyonu, uzun ömür |
Disiplinli bir bakım programının ihmali, sistem performansının yıllık olarak %5-10 oranında degrade olmasına yol açar; üç yıl sonra başlangıç performansının ancak %70'i ile çalışılır hale gelinir. Buna karşılık disiplinli bakım, sistemin 10+ yıl boyunca neredeyse ilk gün performansını korumasını sağlar. Bu, yatırım amortismanı açısından kritik bir farktır.
NKT, Nem Kontrol Teknolojileri, Türkiye'de endüstriyel nem kontrolü alanında uzun yıllara dayanan saha tecrübesiyle çikolata, şekerleme ve gıda sektörü için soğutma tüneli nem alma sistemleri tasarlamakta ve uygulamaktadır. Sahaya bakan mühendislik ekibimiz, her tesisi kendi psikrometrik parametreleri ile değerlendirir; standart ürün listesi yerine projeye özel sistem önerileri sunar. Bu yaklaşım, üreticinin gerçek nem yüküne göre boyutlandırılmış, gereksiz büyük cihaz almasının önüne geçen ve enerji bütçesini en iyi şekilde değerlendiren bir tasarım disiplinidir.
NKT, küresel desikant ve nem alma teknolojileri pazarında öncü konumda olan TFT, Tecnofrigo Tuscany Srl (İtalyan nem alma cihazları üreticisi) ile stratejik üretim ve tedarik ortaklığını sürdürmektedir. Bu ortaklık sayesinde Türkiye'deki üreticiler, Avrupa standardında üretilmiş AISI 304 paslanmaz çelik gövdeli silikajel rotorlu sistemlere (TFT ADP / ADE / AD serileri) yerel mühendislik desteği ve hızlı yedek parça erişimi ile ulaşabilmektedir. TFT teknolojisi 30+ yıllık desikant rotor üretim deneyimine sahiptir; rotor sızdırmazlık tasarımı ve düşük çiy noktası performansı sektörde referans olarak kabul edilmektedir.